Miras kalan tarla, arsa, ev veya başka bir taşınmaz üzerinde mirasçılar anlaşamazsa, mirasçılardan herhangi biri mirasın paylaşılmasını ve taşınmaz üzerindeki ortaklığın sona erdirilmesini isteyebilir. Anlaşma sağlanamazsa dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması, sonuç alınamaması hâlinde ise taşınmazın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinde ortaklığın giderilmesi davası açılması mümkündür.
Mahkeme öncelikle taşınmazın fiziksel olarak bölünüp bölünemeyeceğini değerlendirir. Bölünme mümkünse taşınmaz mirasçılar arasında aynen paylaştırılabilir. Bölünmesi hukuken veya fiilen mümkün değilse taşınmaz satışa çıkarılabilir ve satış bedeli mirasçıların payları oranında dağıtılabilir.
Ancak miras kalan malın tarla veya başka bir tarım arazisi olması durumunda, arazinin parçalanmasını sınırlandıran özel düzenlemeler de dikkate alınmalıdır.
Miras bırakanın vefatıyla birlikte miras, kanun gereği mirasçılara geçer. Tapu kaydının henüz mirasçılar adına değiştirilmemiş olması, mirasçıların mülkiyet hakkının doğmadığı anlamına gelmez.
Paylaşma yapılıncaya kadar mirasçılar, terekeye giren taşınmazlar üzerinde kural olarak elbirliği mülkiyetine sahip olur. Elbirliği mülkiyetinde her mirasçının taşınmazın belirli bir bölümü üzerinde bağımsız mülkiyeti bulunmaz. Mirasçıların hakları, terekenin ve taşınmazın tamamına yayılır.
Örneğin üç kardeşe miras kalan bir tarla henüz paylaşılmamışsa, kardeşlerden birinin tarlanın kuzey kısmının yalnızca kendisine ait olduğunu ileri sürmesi mümkün değildir. Miras payları belli olsa bile taşınmazın hangi bölümünün hangi mirasçıya ait olduğu paylaşma yapılmadan belirlenmiş sayılmaz.
Tapu intikal işlemleri tamamlandıktan veya elbirliği mülkiyeti paylı mülkiyete dönüştürüldükten sonra tapu kaydında her mirasçının pay oranı gösterilebilir. Ancak bu durumda da tapudaki pay, taşınmazın belirli bir köşesine değil tamamına ilişkindir.
Mirasçıların tamamı anlaşırsa mahkemeye başvurmadan paylaşım yapılabilir. Anlaşmalı çözüm, tarafların ihtiyaçlarına ve taşınmazın özelliklerine göre farklı biçimlerde kurulabilir.
Mirasçılar;
Taşınmazı mirasçılardan birine bırakıp diğer mirasçılara paylarının karşılığını ödeyebilir,
Birden fazla taşınmaz varsa her mirasçıya farklı bir taşınmaz verebilir,
Taşınmazı üçüncü kişiye satarak bedeli paylaşabilir,
İmar ve tarım mevzuatı izin veriyorsa taşınmazı bölerek ayrı tapular oluşturabilir,
Taşınmazın kullanımını, gelirini ve giderlerini düzenleyen bir anlaşma yapabilir,
Tarım arazisini kanunda belirtilen yöntemlerden biriyle tek bir mirasçıya veya uygun bir hukuki yapıya devredebilir.
Taşınmazlara ilişkin paylaşım anlaşmalarının geçerli biçimde hazırlanması ve tapu işlemlerinin tamamlanması gerekir. Mirasçılar arasında sözlü olarak yapılan “burası senin, şu taraf benim” şeklindeki paylaşım, tapu kaydını kendiliğinden değiştirmez.
Paylaşılacak malların değerleri birbirinden farklıysa denkleştirme ödemesi yapılabilir. Örneğin bir mirasçıya ev, diğerine tarla bırakılıyor ve ev daha değerliyse aradaki farkın para olarak ödenmesi kararlaştırılabilir.
Mirasçılardan her biri, diğer mirasçıların onayını almak zorunda olmadan mirasın paylaşılmasını isteyebilir. Bütün mirasçıların dava açmayı kabul etmesi gerekmez.
Bir mirasçının “Ben taşınmazın satılmasını istemiyorum” demesi de ortaklığın süresiz olarak devam etmesini tek başına sağlayamaz. Kanundan veya geçerli bir sözleşmeden kaynaklanan özel bir engel bulunmadıkça hiçbir mirasçı, diğerlerini süresiz biçimde ortak kalmaya zorlayamaz.
Bununla birlikte paylaşmanın hemen yapılması, taşınmazın veya terekenin değerini önemli ölçüde azaltacaksa mirasçılardan biri paylaşmanın ertelenmesini isteyebilir. Erteleme konusunda karar verilirken taşınmazın niteliği, ekonomik koşullar ve mirasçıların durumu birlikte değerlendirilir.
Bir mirasçı, diğer hak sahiplerinin onayı olmadan miras kalan taşınmazın tamamını satamaz. Taşınmaz üzerinde elbirliği mülkiyeti devam ediyorsa taşınmazın tamamına ilişkin satış ve devir işlemlerinde kural olarak bütün mirasçıların birlikte hareket etmesi gerekir.
Mirasçıların paylı mülkiyete geçmesi hâlinde ise her paydaş tapuda kayıtlı payı üzerinde tasarrufta bulunabilir. Ancak paydaşın sattığı şey, taşınmazın fiziksel olarak belirlenmiş bir bölümü değil, taşınmazın tamamı üzerindeki belirli orandaki paydır.
Örneğin bir kişinin tarlada dörtte bir payı bulunuyorsa “yola bakan dörtte birlik bölümün” değil, tarlanın tamamına yayılmış dörtte bir oranındaki mülkiyet hakkının sahibidir.
Paylı mülkiyetteki bir hissenin üçüncü kişiye satılması durumunda diğer paydaşların kanuni ön alım hakkı gündeme gelebilir. Ön alım hakkının kullanılması belirli şartlara ve sürelere tabidir. Ortaklığın giderilmesi sonucunda gerçekleştirilen cebri satışlarda ise aynı değerlendirme yapılmaz.
Mirasçılardan birinin taşınmazı kullanması, diğer mirasçıların mülkiyet hakkını ortadan kaldırmaz. Kullanımın kapsamı, mirasçılar arasında bir anlaşma bulunup bulunmadığı ve diğer mirasçıların taşınmazdan yararlanmasının engellenip engellenmediği önemlidir.
Bir mirasçı diğerlerini tamamen dışlayarak;
Tarlayı tek başına ekip ürünleri kendisi alıyorsa,
Evi kiraya verip bütün kira gelirini kendisi tahsil ediyorsa,
Taşınmazı iş yeri veya depo olarak kullanıyorsa,
Diğer mirasçıların taşınmaza girmesine izin vermiyorsa,
Ağaçları, ürünleri veya taşınmazdaki malzemeleri tek başına değerlendiriyorsa,
diğer mirasçıların kullanım bedeli, gelir payı, ürün bedeli veya ecrimisil talep etmesi gündeme gelebilir.
Bu tür taleplerde diğer mirasçıların kullanımdan mahrum bırakıldığının bildirilmesi ve kanıtlanması önem taşıyabilir. Ancak taşınmazın niteliğine, taraflar arasındaki ilişkiye ve kullanım biçimine göre farklı değerlendirmeler yapılabilir.
Taşınır ve taşınmaz malların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda, 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur.
Mirasçılardan biri doğrudan ortaklığın giderilmesi davası açarsa, zorunlu arabuluculuk süreci tamamlanmadığı için dava şartı eksikliği gündeme gelir.
Arabuluculuk sürecinde taraflar yalnızca “satış yapılsın veya yapılmasın” konusu üzerinde görüşmek zorunda değildir. Daha ayrıntılı çözüm seçenekleri de değerlendirilebilir:
Taşınmazın belirlenen bedel üzerinden bir mirasçıya devredilmesi,
Ödemenin taksitlendirilmesi,
Birden fazla taşınmazın mirasçılar arasında paylaştırılması,
Taşınmazın ortak kararla üçüncü kişiye satılması,
Kira ve ürün gelirlerinin geçmişe ve geleceğe yönelik paylaşılması,
Taşınmazı kullanan mirasçının diğer mirasçılara kullanım bedeli ödemesi,
Belirli bir süre ortak kullanımın sürdürülmesi,
Tarım arazisinin işletilme biçiminin düzenlenmesi.
Anlaşma sağlanırsa satış memurluğu ve açık artırma sürecine gerek kalmadan uyuşmazlık sona erdirilebilir. Anlaşma sağlanamazsa son arabuluculuk tutanağı alınarak dava yoluna başvurulabilir.
Ortaklığın giderilmesi davası, uygulamada eski adıyla “izale-i şuyu davası” olarak da bilinmektedir. Dava, mirasçılar arasındaki ortak mülkiyet ilişkisini sona erdirmeyi amaçlar.
Görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.
Davanın bütün paydaşlara yöneltilmesi gerekir. Tapuda malik görünen veya mirasçılık hakkı bulunan kişilerden birinin davaya dahil edilmemesi, yargılamanın tamamlanmasını engelleyebilir. Dava devam ederken paydaşlardan biri vefat ederse onun mirasçılarının da belirlenmesi ve dosyaya dahil edilmesi gerekebilir.
Dava kapsamında genellikle şu işlemler gerçekleştirilir:
Tapu kayıtları ve mirasçılık belgeleri getirtilir.
Taşınmaz üzerindeki pay ve mülkiyet yapısı belirlenir.
Taşınmaz başında keşif yapılır.
Harita, kadastro, ziraat, inşaat veya gayrimenkul değerleme alanında bilirkişi incelemesi yapılabilir.
Taşınmazın aynen bölünmeye uygun olup olmadığı araştırılır.
Taşınmazın değeri ve üzerindeki yapılar tespit edilir.
Aynen paylaşım mümkün değilse satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verilebilir.
Miras paylaşımı ve ortaklığın giderilmesine ilişkin açıklamalar kapsamında da her taşınmazın tapu kaydı, kullanım durumu, mirasçı sayısı ve niteliğinin ayrı ayrı incelenmesi gerektiği görülmektedir.
Aynen taksim, taşınmazın fiziksel olarak bölünmesi ve ortaya çıkan bağımsız parçaların paydaşlara verilmesidir.
Mahkeme aynen taksim değerlendirmesi yaparken yalnızca taşınmazın yüzölçümünü dikkate almaz. Bölünmenin;
İmar mevzuatına uygun olup olmadığı,
Tarım arazileri için belirlenen asgari büyüklükleri ihlal edip etmediği,
Parsellerin yola erişiminin bulunup bulunmadığı,
Ortaya çıkacak parçaların ekonomik değer taşıyıp taşımadığı,
Taşınmazın değerinde önemli bir azalma oluşturup oluşturmadığı,
Yapıların ve diğer bütünleyici parçaların paylaşımı engelleyip engellemediği
incelenir.
Bir arsanın yüzölçümü matematiksel olarak üçe bölünebilse bile imar mevzuatı üç ayrı parsel oluşturulmasına izin vermeyebilir. Benzer şekilde tarım arazisinin küçük parçalara ayrılması, 5403 sayılı Kanun’daki sınırlamalara aykırı olabilir.
Aynen taksim sonucunda ortaya çıkan parçaların değerleri eşit değilse mirasçılardan birinin diğerine para ödemesiyle denkleştirme yapılması değerlendirilebilir.
Taşınmazın aynen bölünmesi mümkün değilse veya bölünme taşınmazın değerinde önemli bir kayba neden olacaksa ortaklık satış yoluyla giderilebilir.
Mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra satış işlemleri satış memurluğu tarafından yürütülür. Taşınmazın kıymet takdiri yapılır ve elektronik satış sistemi üzerinden açık artırma süreci gerçekleştirilir.
Satıştan elde edilen bedelden satış giderleri ve ilgili yasal kesintiler çıkarıldıktan sonra kalan tutar, tapu veya miras payları oranında hak sahiplerine dağıtılır.
Bütün paydaşlar kabul ederse artırmanın yalnızca paydaşlar arasında gerçekleştirilmesine karar verilebilir. Paydaşların tamamı bu konuda anlaşamazsa satışa üçüncü kişiler de katılabilir.
Bu nedenle ortaklığın giderilmesi davası açılması, taşınmazın mutlaka mirasçılardan birine bırakılacağı anlamına gelmez. Açık artırmada en yüksek teklifi veren üçüncü kişi de taşınmazı satın alabilir.
Mirasçılardan biri, satış şartlarını yerine getirmesi hâlinde açık artırmaya katılarak taşınmazı satın alabilir. Ancak mirasçı olması, taşınmazın kendisine doğrudan veya ücretsiz biçimde bırakılmasını sağlamaz.
İhaleye katılan mirasçıdan da kural olarak teminat ve ihale koşullarına uyum beklenir. İhaleyi kazanan mirasçının taşınmazda zaten bir payı bulunması, satış bedelinin dağıtımı sırasında kendi payına düşecek tutarı almasına engel değildir. Bununla birlikte ödeme ve mahsup işlemleri satış dosyasının koşullarına göre değerlendirilir.
Mirasçılardan biri taşınmazı almak istiyorsa açık artırma aşamasını beklemeden diğer mirasçıların paylarını anlaşmayla devralması çoğu durumda daha öngörülebilir bir çözüm olabilir.
Miras kalan mal tarım arazisi olduğunda yalnızca Türk Medeni Kanunu hükümleri değil, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’ndaki özel düzenlemeler de dikkate alınır.
Bu düzenlemelerin temel amaçlarından biri tarım arazilerinin miras yoluyla ekonomik değerini kaybedecek kadar küçük parçalara ayrılmasını önlemektir. Bu nedenle her mirasçıya yüzölçümüne göre küçük bir tarla parçası verilmesi her zaman mümkün değildir.
Mirasçılar tarımsal arazinin mülkiyeti konusunda anlaşarak;
Araziyi mirasçılardan birine devredebilir,
Kanunda öngörülen şartlarla birden fazla mirasçıya devredebilir,
Aile malları ortaklığı veya kazanç paylı aile malları ortaklığı kurabilir,
Mirasçıların ortak olduğu bir limited şirkete devir yapabilir,
Araziyi üçüncü kişiye devredebilir.
Mirasçılar arasında anlaşma sağlanamaması hâlinde, tarım arazisinin özelliklerine ve mirasçıların durumuna göre mahkeme yoluyla bir mirasçıya devir veya satış seçenekleri gündeme gelebilir.
Tarım arazilerinde arazinin yeter gelirli tarımsal arazi olup olmadığı, asgari büyüklük sınırları, ekonomik bütünlük taşıyan parseller ve mirasçıların tarımsal faaliyeti sürdürme yeterliliği gibi teknik konular değerlendirilir.
Bu nedenle sıradan bir konut veya arsa için izlenen paylaşım yöntemi, miras kalan tarla için doğrudan uygulanamayabilir.
Bütün mirasçılar anlaşırsa tarla mirasçılardan birine bırakılabilir. Tarlayı alan mirasçı, diğer mirasçılara paylarının karşılığını ödeyebilir veya terekeye giren diğer mallar üzerinden denkleştirme yapılabilir.
Anlaşma bulunmaması hâlinde ise 5403 sayılı Kanun kapsamındaki koşullar değerlendirilir. Tarımsal faaliyeti sürdüren, geçimini tarımdan sağlayan veya araziyle ekonomik bağ taşıyan mirasçının durumu önem kazanabilir. Birden fazla istekli bulunması ya da hiçbir mirasçının araziyi devralmak istememesi hâlinde farklı sonuçlar ortaya çıkabilir.
Mahkeme, sıradan bir ortaklığın giderilmesi davasında yalnızca bir mirasçının “Ben burayı kullanıyorum” demesi üzerine taşınmazı otomatik olarak o kişiye bırakamaz. Tarım arazilerine ilişkin özel hükümler, bütün mirasçıların anlaşması veya kanunda belirtilen koşullar bulunmalıdır.
Bir mirasçının tarlayı uzun süredir tek başına ekmesi, vergilerini ödemesi veya bakımını yapması, mülkiyetin kendiliğinden yalnızca o mirasçıya geçmesini sağlamaz.
Mirasçının yaptığı zorunlu ve yararlı giderler paylaşım sırasında değerlendirilebilir. Aynı şekilde tarladan elde edilen ürün ve gelirler bakımından diğer mirasçıların talepleri bulunabilir.
Tarlayı kullanan mirasçının;
Hangi tarihten beri araziyi kullandığı,
Kullanımın diğer mirasçıların izniyle gerçekleşip gerçekleşmediği,
Ürün gelirlerinin paylaşılıp paylaşılmadığı,
Gübre, sulama, bakım ve vergi giderlerini kimin karşıladığı,
Diğer mirasçıların kullanım talebinin engellenip engellenmediği
belgeler ve tanık anlatımlarıyla incelenebilir.
Uzun süreli fiilî kullanım ile tapu mülkiyeti aynı şey değildir.
Miras kalan tarla veya arsa üzerinde mirasçılardan biri tarafından yapılmış ev, ahır, depo, kuyu, sulama sistemi, ağaçlandırma veya başka bir yapı bulunabilir. Uygulamada bu tür unsurlar “muhdesat” olarak adlandırılabilir.
Taşınmaz üzerindeki yapının veya ağacın kimin tarafından meydana getirildiği konusunda mirasçılar anlaşırsa bu durum değer hesabında dikkate alınabilir. Anlaşmazlık varsa muhdesatın aidiyetine ilişkin uyuşmazlığın ayrıca çözümlenmesi gerekebilir.
Bir mirasçının yapıyı kendisinin yaptığını kanıtlaması, arsanın mülkiyetinin de kendisine ait olduğu anlamına gelmez. Ancak satış bedelinin dağıtımı sırasında yapıdan kaynaklanan değerin kime ait olduğu önem taşıyabilir.
Fatura, ruhsat, ödeme kaydı, fotoğraf, tanık anlatımı ve yapım tarihini gösteren belgeler bu tür uyuşmazlıklarda değerlendirilebilir.
Miras kalan taşınmazda ipotek, haciz, intifa hakkı, aile konutu şerhi veya başka bir takyidat bulunması ortaklığın giderilmesi sürecini etkileyebilir.
Bu kayıtların bulunması her durumda ortaklığın giderilmesi davasının açılamayacağı anlamına gelmez. Ancak satışın nasıl yapılacağı, kayıtların satışla birlikte devam edip etmeyeceği ve satış bedelinden hangi alacakların karşılanacağı ayrıca değerlendirilir.
Mirasçılardan yalnızca birinin kişisel borcu nedeniyle onun payı üzerine haciz konulmuşsa, haczin kapsamı ile diğer mirasçıların payları birbirinden ayrılmalıdır.
Dava öncesinde güncel tapu kaydının ve bütün şerhlerin incelenmesi, satış sonrasında ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi açısından önemlidir.
Ortaklığın giderilmesi davasının amacı taşınmaz üzerindeki ortaklığı sona erdirmektir. Dava, taşınmazın süresiz olarak mevcut hâliyle korunmasını sağlamak için açılmaz.
Taşınmazın gerçek malikinin farklı olduğu, miras paylarının yanlış belirlendiği, muris muvazaası bulunduğu veya tapu kaydının hukuka aykırı oluşturulduğu ileri sürülüyorsa tapu iptali ve tescil, tenkis ya da başka bir miras davası gündeme gelebilir.
Ortaklığın giderilmesi davasına konu taşınmazın mülkiyeti hakkında başka bir dava bulunuyorsa, bu uyuşmazlığın sonucu ortaklığın giderilmesi sürecini etkileyebilir.
Sadece taşınmazın satışını geciktirmek amacıyla dayanaksız iddialar ileri sürülmesi ise uyuşmazlığı çözmez ve yargılama giderlerinin artmasına neden olabilir.
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Diyarbakır Barosu’na kayıtlı Av. Berivan Solmaz, mirasçılar arasındaki anlaşmazlığın taşınmazın hukuki durumunu uzun süre belirsiz bırakabildiğine dikkat çekti:
“Miras kalan bir taşınmazın satılması veya paylaşılması için öncelikle mirasçıların anlaşması tercih edilir. Ancak anlaşma sağlanamaması hâlinde mirasçılardan her biri, diğerlerinin onayına bağlı olmadan ortaklığın giderilmesini talep edebilir.”
Solmaz, tarım arazilerinin diğer taşınmazlardan ayrı değerlendirilmesi gerektiğini de belirtti:
“Miras kalan tarla bakımından yalnızca miras paylarına bakılması yeterli değildir. Tarım arazilerinin bölünmesini sınırlandıran özel hükümler, arazinin niteliği ve ekonomik bütünlüğü de incelenmelidir.”
Miras kalan bir taşınmaza ilişkin paylaşım veya ortaklığın giderilmesi sürecinde şu belgeler önem taşıyabilir:
Mirasçılık belgesi,
Güncel ve geçmiş tarihli tapu kayıtları,
Kadastro paftası ve çap belgesi,
İmar durumu,
Tarım arazisinin sınıfını ve büyüklüğünü gösteren kayıtlar,
Miras bırakanın diğer taşınmazlarına ilişkin belgeler,
Kira sözleşmeleri ve kira ödeme kayıtları,
Ürün satışı ve tarımsal gelir belgeleri,
Vergi, bakım ve onarım ödemeleri,
Yapı ruhsatı ve yapı kayıtları,
Muhdesatın kim tarafından meydana getirildiğini gösteren belgeler,
Mirasçılar arasındaki yazışmalar ve paylaşım teklifleri,
Daha önce düzenlenmiş paylaşım veya kullanım anlaşmaları.
Belgelerin eksiksiz incelenmesi, uyuşmazlığın yalnızca satışla mı yoksa farklı bir paylaşım yöntemiyle mi çözülebileceğini belirlemeye yardımcı olur.
Mirasçılar anlaşmalı satış yapmak istiyorsa bütün hak sahiplerinin gerekli tapu işlemlerine katılması gerekir. Bir mirasçı satışa onay vermiyorsa diğer mirasçılardan biri arabuluculuk sonrasında ortaklığın giderilmesi davası açabilir. Mahkeme kararıyla satış yapılması hâlinde imza vermeyen mirasçının ayrıca satış sözleşmesi imzalaması gerekmez.
Evet. Paydaşlardan veya mirasçılardan biri, diğer hak sahiplerine karşı ortaklığın giderilmesi talebinde bulunabilir. Ancak dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk süreci tamamlanmalı ve bütün paydaşlar yargılamaya dahil edilmelidir.
Hayır. Öncelikle aynen taksimin mümkün olup olmadığı değerlendirilir. Ancak tarım arazilerinin bölünmesine ilişkin özel sınırlamalar nedeniyle her tarla mirasçı sayısına göre parçalara ayrılamaz. Aynen paylaşım mümkün değilse devir veya satış seçenekleri gündeme gelebilir.
Bütün paydaşlar satışın yalnızca kendi aralarında yapılmasını kabul etmezse açık artırmaya üçüncü kişiler de katılabilir. En yüksek geçerli teklifi veren kişi satış şartları çerçevesinde taşınmazı satın alabilir.
İhaleyi kazanan mirasçı ihale bedelini satış koşullarına göre öder. Satış bedeli dağıtılırken kendisine miras payı oranında ödeme yapılır. Teminat, ödeme ve olası mahsup işlemleri satış dosyasındaki koşullara göre değerlendirilir.
Tek başına kullanımın diğer mirasçıların haklarını engellemesi hâlinde ürün geliri, kullanım bedeli veya ecrimisil talepleri gündeme gelebilir. Talebin kabulü; kullanım süresine, tarafların anlaşmasına, yapılan bildirimlere ve gelirlerin kanıtlanmasına bağlıdır.
Kanuni ön alım hakkı, bir paydaşın payını iradi olarak üçüncü kişiye satması durumunda gündeme gelir. Ortaklığın giderilmesi sonucunda yapılan cebri artırma satışlarında kanuni ön alım hakkı kullanılamaz.
Tapunun henüz mirasçılara intikal ettirilmemiş olması tek başına paylaşım talebini ortadan kaldırmaz. Ancak mirasçıların ve pay oranlarının belirlenmesi, mirasçılık belgesinin alınması ve tapu kayıtlarının dosyaya getirtilmesi gerekir.
Yurt dışında yaşayan mirasçı da paylaşım ve dava sürecinin tarafıdır. Tebligat ve temsil işlemleri nedeniyle süreç uzayabilir. Mirasçı, usulüne uygun vekâletname düzenleyerek işlemlerini temsilci aracılığıyla yürütebilir.
(BÜLTEN)




