Çanakkale’nin Çan ilçesine bağlı Karlıköy’de yaşayan Nagihan Güler, kırsal üretime adım atarak hayvancılık serüvenine başladı. Tarım ve Orman Bakanlığı ile TİGEM’in “Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek Projesi”nden yararlanan Güler, proje kapsamında 15 Angus cinsi büyükbaş hayvan sahibi oldu. Hayvanlarını 200 dönümlük arazisinde yetiştiren Güler, üretim sürecini kardeşi ve ikiz oğullarıyla birlikte sürdürüyor. İlk kez böyle bir hayvancılık faaliyetinin içerisine giren Güler, başlangıçta yaşadığı tedirginliği zaman içerisinde hayvanlarına alışarak aştı.
Kırsalda üretim yapma kararı alan Nagihan Güler, başvurduğu proje kapsamında TİGEM’den 15 Angus aldı. Hayvanların geniş bir arazide yetiştirilmesini sağlayan Güler, bakım ve günlük işlerin büyük bölümünü ailesiyle birlikte yürütüyor. Hayvancılığa ilk başladığında hayvanların bakımı ve kontrolü konusunda endişeleri olduğunu anlatan Güler, zaman içerisinde bu kaygıların yerini alışkanlığa ve sevgiye bıraktığını söyledi. Güler, hayvanlarla kurduğu ilişkinin zamanla farklı bir boyuta ulaştığını, artık onları yalnızca yetiştirdiği hayvanlar olarak görmediğini dile getirdi.
Hayvancılığa başlama sürecini anlatan Nagihan Güler, proje sayesinde 15 Angus sahibi olduklarını belirterek yaşadıkları ilk günleri şu sözlerle anlattı; “Çanakkale’nin Çan ilçesine bağlı Karlıköy’de yaşıyorum. Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek Projesi’ne başvurup TİGEM’den 15 tane Angus’umuzu aldık ve 200 dönümlük arazimize saldık. İlk başta ‘Nasıl bakacağız, kaçırır mıyız?’ diye çok tedirgindik ama hiç korktuğumuz gibi olmadı" şeklinde ifade eden Güler, hayvanların zaman içerisinde kendisine alıştığını ve aralarında güçlü bir bağ oluştuğunu belirterek, ilk günlerdeki çekincelerinin geride kaldığını ifade etti.
Hayvanlarına duyduğu sevgiyi de anlatan Güler, Anguslara artık adeta aileden biri gibi yaklaştığını söyledi. Hayvanların kendisini tanıdığını ve sesini duyduklarında yanına geldiklerini belirten Güler, bu bağı şu sözlerle dile getirdi; “Ben onlara ‘kızlarım’ diye sesleniyorum, nida mı duyar duymaz kapıya koşuyorlar.” Hayvanların kendisine alışmasının üretim sürecini de kolaylaştırdığını anlatan Güler, günlük bakım sırasında artık daha rahat hareket ettiğini belirtti.
Nagihan Güler’in hayvancılık serüveninde ailesinin de önemli bir yeri bulunuyor. Üretime başlama kararının ardından kardeşi ve ikiz oğullarıyla birlikte çalışmaya başlayan Güler, aile bireylerinin el birliğiyle üretimi sürdürdüklerini söyledi. Güler, hayvancılığa nasıl karar verdiklerini anlatırken, “Bu işe karar verirken anneme ‘Anne gel yazılalım, alalım’ dedik. Şimdi kardeşim ve ikiz oğullarımla el birliği yapıp anneme yük olmadan ailecek çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
200 dönümlük arazide sürdürülen üretimde aile bireylerinin birlikte hareket ettiğini belirten Güler, hayvancılığın kendileri için yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığını, ailece gerçekleştirilen ortak bir emeğe dönüştüğünü dile getirdi.
Nagihan Güler’in hayvancılık hikâyesinde dikkat çeken ayrıntılardan biri de dünyaya gelen ikiz buzağılar oldu. Kendisinin de ikiz oğulları bulunduğunu belirten Güler, dünyaya gelen ikiz buzağılara oğullarının isimlerini verdi. Bu durumun kendisi için ayrı bir mutluluk olduğunu anlatan Güler, buzağılardan birine Caner, diğerine ise Mehmet adını verdi. Güler, yaşadığı mutluluğu şu sözlerle anlattı; “Zaten çok şanslı bir kadınım; ikiz oğullarım olduğu gibi tezgâha bir de ikiz buzağımız katıldı. Onlara da oğullarımın isimlerini verdim; birine Caner, diğerine Mehmet diyorum.”
Kırsal üretimde verilen desteklerin önemine dikkat çeken Nagihan Güler, aldığı destek sayesinde hayvancılığa başladığını belirtti. Üretimin devam etmesi için emek vermenin önemine vurgu yapan Güler, kadınların da kırsalda üretimde daha fazla yer alabileceğini kendi hikâyesi üzerinden ortaya koydu. Güler, hayvancılık serüvenini ve üretim anlayışını, “Destek Tarım Bakanlığı’ndan, üretmek bizden!” sözleriyle tamamladı.
Tarım ve Orman Bakanlığı ile TİGEM tarafından yürütülen “Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek Projesi” kapsamında 15 Angus ile hayvancılığa başlayan Nagihan Güler, 200 dönümlük arazide üretimini sürdürüyor. İkiz oğulları ve kardeşiyle birlikte hayvanların bakımını üstlenen Güler, bir yandan kırsal üretime katkı sunarken diğer yandan ailesiyle birlikte ortak bir emek ortaya koyuyor. Anguslara “kızlarım” diye seslenen ve ikiz buzağılara oğulları Caner ile Mehmet’in isimlerini veren Güler’in hikayesi, Çanakkale kırsalında kadın emeğiyle sürdürülen üretimin dikkat çeken örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.
(ERHAN TAYLAN)




