Yükleniyor...
Kuzey Ege'nin zeytin ağaçlarıyla süslenmiş rüzgarlı tepelerinde, tarihin, felsefenin ve kristal berraklığındaki suların kusursuz bir uyum içinde harmanlandığı Assos, seyahat tutkunları için eşsiz bir kaçış noktasıdır. Peki, özenle hazırladığımız bu Assos gezi rotası kimler için ideal? Eğer antik çağların gizemli atmosferinde kaybolmayı seven bir tarih meraklısıysanız, Ege'nin en bakir ve serin sularında yüzmekten keyif alan bir doğa aşığıysanız ya da sadece şehrin gürültüsünden, beton yığınlarından ve bitmek bilmeyen stresinden uzaklaşıp ruhunuzu dinlendirmek isteyen bir gezginseniz, bu rota tam size göre. Aynı zamanda romantik bir hafta sonu kaçamağı arayan çiftler, çocuklarına doğa ve tarih sevgisini aşılamak isteyen aileler ve fotoğraf makinesini boynuna asıp o unutulmaz 'Sarı Yaz' karelerini yakalamak isteyen yalnız gezginler de bu rotada aradıkları her şeyi fazlasıyla bulacaklar. 'Aristoteles'in yürüdüğü yollarda yürümek' fikri bile başlı başına bu rotayı özel kılmaya yetiyor.
Bu muhteşem rotayı tamamlamak ne kadar sürer? Assos ve çevresindeki köyleri, antik kalıntıları ve eşsiz koyları hakkını vererek gezmek için ideal süre dolu dolu bir hafta sonudur, yani iki tam gündür. Ancak vaktiniz kısıtlıysa ve temponuzu biraz yüksek tutmayı göze alırsanız, sabahın çok erken saatlerinde başlayarak gün batımına kadar uzanan tek ve uzun bir günde de bu rotanın en çarpıcı duraklarını deneyimleyebilirsiniz. Bizim tavsiyemiz, zamanın yavaş aktığı bu coğrafyada acele etmemeniz; zeytin ağaçlarının gölgesinde dinlenmek, her bir koyun kendine has serin sularında kulaç atmak ve yöresel lezzetlerin tadını uzun uzun çıkarmak için seyahatinizi iki veya üç güne yaymanızdır. Hazırsanız, tarihin felsefeyle, yeşilin maviyle kucaklaştığı bu destansı Ege rotasını adım adım keşfetmeye başlayalım.
Bu kapsamlı rota, bölgenin tarihi kalbi olan Assos Antik Kenti ve Behramkale Köyü'nden başlayarak Ege'nin serin sularına doğru kademeli bir iniş yapmanızı sağlar. Tarihi keşiflerin ardından rotamız bizi sırasıyla bölgenin en ünlü ve uzun plajı Kadırga Koyu'na, ardından zeytinlikler arasından süzülerek ulaşılan gizli cennet Sivrice Koyu'na ve huzurun başkenti Sokakağzı Koyu'na götürecek. Son olarak, daha az bilinen Yeşil Liman'ı ziyaret edip, Asya kıtasının en batı ucu olan Babakale'de eşsiz bir gün batımı manzarasıyla rotamızı taçlandıracağız.
Rotamıza sabahın erken saatlerinde, güneşin henüz yakıcı olmadığı bir vakitte Assos Antik Kenti'nden başlıyoruz. Denizden yaklaşık 236 metre yükseklikte, sönmüş bir volkanik tepenin üzerine kurulan bu antik kent, Anadolu'daki tek Dor düzenli tapınak olan Athena Tapınağı'na ev sahipliği yapıyor. Sütunların arasından Edremit Körfezi'ne ve tam karşınızda duran Midilli (Lesbos) Adası'na bakarken, antik çağlarda burada yaşamış insanların neden bu tepeyi seçtiğini çok iyi anlayacaksınız. Aristoteles'in burada bir felsefe okulu kurduğunu ve üç yıl boyunca bu sokaklarda ders verdiğini bilmek, gezinize bambaşka bir anlam katacak. Antik tiyatroya inen yoldaki taş işçiliğini ve agora kalıntılarını incelerken fotoğraf çekmeyi unutmayın.
Antik kentten aşağı doğru süzülürken kendinizi Behramkale Köyü'nün dar ve taş döşeli sokaklarında bulacaksınız. Yüzlerce yıllık andezit taşından yapılmış evler, köyün tarihi dokusunu günümüze kadar taşımış durumda. Köy meydanında kurulan tezgahlarda yöre halkının kendi ürettiği zeytinyağları, dağ kekiği, el işi göz nurları ve ev yapımı salçalar sizi karşılayacak. Köyün içinden geçerek oldukça dik ve kıvrımlı bir yoldan Assos Antik Limanı'na iniyoruz. Liman, daracık yapısı ve taş binalara ev sahipliği yapan butik otelleriyle adeta bir film setini andırıyor. Burada denize sıfır bir kafede sakızlı Türk kahvenizi yudumlayarak denizin iyot kokusunu içinize çekebilir ve yolculuğun geri kalanı için enerji depolayabilirsiniz.
Tarihle iç içe geçen sabah saatlerinin ardından artık Ege'nin serin sularıyla buluşma vakti. Antik Liman'dan aracınızla yaklaşık 10 dakikalık kısa bir yolculukla bölgenin en geniş ve en popüler plajı olan Kadırga Koyu'na ulaşıyoruz. Mavi bayraklı bu muazzam koy, pırıl pırıl denizi ve ince çakıllı uzun sahiliyle göz kamaştırıyor. Denizi oldukça berrak ancak Kuzey Ege klasiği olarak suyu serindir. Özellikle sıcak yaz günlerinde bu serinlik inanılmaz derecede canlandırıcı bir etki yaratır. Plaj boyunca sıralanmış tesislerde şezlong kiralayabilir, öğle yemeği için yöresel zeytinyağlıları ve taze deniz ürünlerini tadabilirsiniz. Kadırga, çocuklu aileler için de oldukça uygun ve güvenli bir yüzme deneyimi sunar.
Kadırga'nın hareketli atmosferinden sonra rotamızı biraz daha sakinlik arayanların favorisi olan Sivrice Koyu'na çeviriyoruz. Yaklaşık 20 dakikalık, zeytin ağaçlarıyla çevrili ve yer yer daralan manzaralı bir yoldan geçerek bu gizli cennete ulaşıyoruz. Sivrice, taşlık yapısı ve inanılmaz derecede berrak suyuyla tam bir akvaryum hissi veriyor. Sahil boyunca ahşap iskeleler üzerine kurulmuş küçük salaş balıkçılar ve butik işletmeler yer alıyor. Burada iskeleden denize atlamak, şnorkelle su altı yaşamını incelemek ve kalabalıktan uzaklaşıp sadece dalga seslerini dinleyerek kitap okumak paha biçilemez. Koya yaklaşırken göreceğiniz Sivrice Feneri de harika bir fotoğraf noktasıdır.
Sivrice'den ayrılıp kıyı şeridini takip ederek sadece birkaç kilometre ilerideki Sokakağzı Koyu'na geçiyoruz. Sivrice'ye kıyasla sahilinde yer yer kumsalların da bulunduğu Sokakağzı, rüstik ve dokunulmamış atmosferiyle dikkat çekiyor. Yıllar öncesinin bohem tatil kasabalarını andıran bu koy, doğayla tam bir bütünleşme sağlıyor. Ilgın ağaçlarının gölgesinde dinlenebileceğiniz, oldukça sığ ve çocukların da rahatça yüzebileceği alanlara sahip olan Sokakağzı, kamp severlerin ve karavancıların da uğrak noktalarından biri. Öğleden sonra güneşi hafifçe eğilirken burada denize girmek, günün tüm yorgunluğunu üzerinizden alacaktır.
Rotamızın son bölümünde Assos'tan ayrılıp Asya kıtasının en batı ucuna doğru yol alıyoruz. Sokakağzı'ndan Babakale yönüne giderken karşınıza çıkacak olan Yeşil Liman, turizmin henüz tam anlamıyla keşfetmediği, adeta zamanın durduğu bakir bir koydur. Burada kısa bir doğa yürüyüşü yapıp sessizliğin tadını çıkardıktan sonra, finali yapmak üzere Babakale'ye ulaşıyoruz. Babakale Kalesi'ni ziyaret edip Asya'nın en batı ucunda olduğunuzu belgeleyen sertifikanızı alabilirsiniz. Gün batımı saatlerinde limandaki restoranlardan birine oturup, Ege'nin en lezzetli kalamarlarını tadarken güneşin denizin üzerinden usulca batışını izlemek, bu rotanın tartışmasız en büyüleyici anı olacaktır.
Assos merkezinden başlayıp Babakale'de son bulan bu sahil rotası, harita üzerinde yaklaşık 30-35 kilometrelik bir mesafeyi kapsar. Ancak bölgenin coğrafi yapısı gereği yolların virajlı, dar ve yer yer eğimli olması nedeniyle duraksız bir sürüş bile yaklaşık 1.5 saat sürmektedir. Her bir koyda yüzme molası vermek, antik kentte tarihi bir yolculuğa çıkmak ve yemek aralarıyla birlikte bu rotayı tamamlamak için en az 8 ila 10 saatlik bir süre ayırmanız gerekir. Eğer vaktiniz varsa, Kadırga veya Sivrice'de konaklayarak rotayı iki güne bölmek seyahat kalitenizi ciddi anlamda artıracaktır.
Assos ve çevresi, dört mevsim ayrı bir güzelliğe sahip olsa da, bu rotanın hakkını verebilmek için en ideal zaman kesinlikle yaz sonu ve sonbahar başıdır. Yöre halkının 'Sarı Yaz' olarak adlandırdığı Eylül ve Ekim ayları, Assos'u ziyaret etmek için tartışmasız en kusursuz dönemdir. Bu aylarda hem yazın bunaltıcı sıcağı kırılmış hem de deniz suyu yüzmek için en ideal ve nispeten ılık sıcaklığına ulaşmış olur. Ayrıca yaz aylarındaki yoğun kalabalık çekildiği için antik kentte rahatça gezebilir, koylarda şezlong kapmaca oynamadan huzurla dinlenebilirsiniz. Eğer sadece tarihi yerleri gezecekseniz, doğanın uyanışına şahitlik edeceğiniz Nisan ve Mayıs ayları da harika alternatiflerdir.
Maalesef Assos'un koyları ve çevre köyleri arasında düzenli ve sık bir toplu taşıma ağı bulunmamaktadır. Assos merkeze ve Kadırga Koyu'na minibüslerle ulaşım mümkün olsa da, Sivrice, Sokakağzı ve Babakale gibi daha bakir noktalara özgürce gidebilmek, duraklamalar yapabilmek için şahsi araç veya araç kiralama kesinlikle şarttır.
Kuzey Ege denizi genel yapısı itibarıyla Akdeniz veya Güney Ege'ye göre daha serindir. Assos bölgesi de bu serinlikten nasibini alır. Ancak suyun berraklığı, temizliği ve yaz sıcağında sunduğu o inanılmaz ferahlık hissi, suya girdikten birkaç dakika sonra soğukluk hissini unutturacak kadar keyiflidir.
Kesinlikle uygundur. Özellikle Kadırga Koyu ve Sokakağzı Koyu, hem geniş sahil şeritleri hem de çocukların rahatça oynayabileceği alanları ile aileler tarafından sıklıkla tercih edilir. Sadece Assos Antik Kenti'nin tepeye doğru olan tırmanışında bebek arabası kullanmak zor olabilir, bu kısımda kanguru veya sling tercih edilebilir.
Assos her bütçeye hitap eden geniş bir yelpazeye sahiptir. Antik Liman çevresindeki restoranlar ve butik otellerin menüleri genellikle daha yüksek fiyatlıyken, Behramkale köy içindeki gözlemeciler, Kadırga ve Sokakağzı'ndaki salaş işletmeler daha uygun fiyatlı ve son derece lezzetli alternatifler sunar. Yöresel zeytinyağlıları ve kabak çiçeği dolmasını denemeden dönmeyin.
Evet, Assos doğa ile iç içe bir tatil arayanlar için bir cennettir. Özellikle Kadırga Koyu'nun arka kısımlarında ve Sokakağzı çevresinde hem çadır kurabileceğiniz hem de karavanınızı park edebileceğiniz, elektrik ve su imkanı sunan oldukça donanımlı kamp alanları mevcuttur.
Assos ve çevresi, sadece bir tatil rotası değil; doğanın, tarihin ve denizin iç içe geçtiği, insanın ruhunu arındıran bir deneyimdir. Athena Tapınağı'nda rüzgarın fısıldadığı antik hikayeleri dinledikten sonra, Kadırga'nın mavi sularında serinlemek, Sivrice'nin ıssızlığında huzur bulmak ve Babakale'de güneşi batırmak, evinize tamamen yenilenmiş bir zihinle dönmenizi sağlayacak. Bu eşsiz rotayı planlarken bölgenin sunduğu tüm zenginlikleri keşfetmek ve gezinizi kusursuzlaştırmak için aşağıdaki faydalı bağlantılara mutlaka göz atın. İyi yolculuklar!