Yükleniyor...
Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı, antik çağlardan günümüze kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış olan eşsiz Assos coğrafyası, sadece felsefesi, antik limanı ve tarihi kalıntılarıyla değil, aynı zamanda Osmanlı mirasının en uç noktadaki eşsiz temsilcilerine de ev sahipliği yapmasıyla bilinir. Asya kıtasının en batı ucu olarak kabul edilen Babakale, bu muazzam coğrafyanın adeta denize uzanan mağrur bir bekçisidir. Ege Denizi'nin iyot kokulu tuzlu rüzgarlarını yüzünüzde hissederken, devasa bir kıtanın bittiği ve uçsuz bucaksız maviliğin başladığı o eşsiz noktada durmanın verdiği his kesinlikle tarifsizdir. İşte tam bu büyüleyici konumda, tarihin tozlu sayfalarından fırlayıp günümüze kadar bütün ihtişamıyla ayakta kalmayı başarmış olan Babakale Kalesi yükselir. Osmanlı İmparatorluğu'nun inşa ettiği son kale olma unvanını büyük bir gururla taşıyan bu heybetli yapı, sadece taşlardan ve surlardan ibaret soğuk bir savunma hattı değil; aynı zamanda dönemin stratejik zekasının, mühendislik harikalarının ve köklü denizcilik tarihinin de en canlı şahididir. Tarih, doğa ve benzersiz bir huzurun iç içe geçtiği Babakale köyü, begonvillerle süslü dar sokakları, asırlık taş evleri, limanında hafifçe sallanan rengarenk balıkçı tekneleri ve elbette Asya'nın en batı ucunu taçlandıran kalesiyle ziyaretçilerine adeta zamanın durduğu, masalsı bir atmosfer sunar. Buraya adım attığınızda, sadece sıradan bir turistik mekanı ziyaret etmekle kalmaz, aynı zamanda asırlar öncesinin cesur denizcilerinin hissettiği o derin güven duygusunu, fırtınalı havalarda sığınılacak korunaklı bir liman olmanın getirdiği huzuru da iliklerinize kadar hissedersiniz. Çanakkale'nin keşfedilmeyi bekleyen saklı cennetlerinden biri olan Babakale Kalesi, hem tarih meraklıları hem de doğa tutkunları için eşsiz bir gün batımı manzarası eşliğinde unutulmaz anılar biriktirebileceğiniz, her bir köşesinde ayrı bir kahramanlık hikayesi barındıran nadide bir rotadır.
Babakale Kalesi'nin tarihçesi, 18. yüzyılın başlarına, Osmanlı İmparatorluğu'nda yeniliklerin ve sanatsal atılımların yaşandığı Lale Devri'nin ünlü padişahı Sultan III. Ahmed dönemine kadar uzanır. 1723 yılında inşa edilen bu görkemli yapı, Osmanlı donanması ve askeri mimarisi için bir devrin kapanışını simgeler nitelikte olup, imparatorluğun inşa ettiği son kale olarak tarih sahnesindeki şanlı yerini almıştır. Kalenin yapılış hikayesi ise oldukça ilgi çekici bir rivayete dayanmaktadır. Tarihi kaynaklara ve yöresel söylencelere göre, Sultan III. Ahmed donanmasıyla birlikte Ege açıklarında seyir halindeyken aniden patlayan çok şiddetli bir fırtınaya yakalanır. Devasa kalyonların ve gemilerin alabora olma tehlikesine karşı acil ve güvenli bir liman arayışına giren padişah ve beraberindeki donanma, bugünkü Babakale kıyılarına sığınarak fırtınanın yıkıcı etkisini atlatmayı başarır. Karaya ayak bastıklarında, yöre halkının ve bölgedeki sivil denizcilerin en büyük şikayetinin, Ege sularında cirit atan ve kıyı köylerine sürekli kanlı saldırılar düzenleyen Hristiyan korsanlar olduğunu öğrenir. Bu amansız korsan saldırıları, hem ticari gemilere büyük maddi zararlar vermekte hem de yerel halkın can ve mal güvenliğini ciddi anlamda tehdit etmektedir. Yaşanan bu durum karşısında Sultan III. Ahmed, hem bölgeyi ve masum halkı korsanların zulmünden korumak hem de donanma gemileri için her türlü hava koşulunda sığınılabilecek güvenli bir askeri üs oluşturmak amacıyla buraya derhal donanımlı bir kale inşa edilmesi emrini verir. Dönemin kudretli Vezir-i Azamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın da bizzat yakından ilgilendiği ve desteklediği bu büyük proje, Osmanlı'nın gerileme dönemine girmesine rağmen askeri mimarideki üstün yetkinliğini ve gücünü göstermesi açısından son derece önemlidir. Kalenin yapım sürecinde mimarların ve işçilerin karşılaştığı en büyük zorluklardan biri, bölgedeki içilebilir tatlı su kaynaklarının yetersizliğidir. Ancak dönemin dahi mühendisleri bu zorlu sorunu, yaklaşık 5 kilometre uzaklıkta bulunan temiz su kaynaklarından özel künkler döşeyerek kaleye ve hemen aşağısındaki limana gürül gürül akan bir su hattı getirmek suretiyle zekice çözmüşlerdir.

Babakale Kalesi'ni hem tarihi araştırmalar hem de turistik geziler açısından bu kadar eşsiz kılan en temel özellik, şüphesiz Osmanlı İmparatorluğu'nun inşa ettiği son askeri kale olmasıdır. Askeri mimari açısından klasik Osmanlı kale yapısının geç dönem estetik ve fonksiyonel özelliklerini kusursuzca yansıtan bu anıtsal yapı, dikdörtgen planlı olarak inşa edilmiş ve doğrudan açık denize hakim, stratejik bir yamaca ustalıkla konumlandırılmıştır. Surların devasa kalınlığı, gözetleme kuleleri ve burçların özel yerleşimi, tamamen denizden gelebilecek ağır topçu ateşlerine ve amansız korsan kuşatmalarına karşı koyacak şekilde üstün bir savunma mantığıyla tasarlanmıştır. Kalenin bir diğer hayati önemi ise, Osmanlı donanması için çok kritik bir ikmal, lojistik ve toplanma noktası işlevi görmesidir. 5 kilometre öteden binbir zahmetle getirilen tatlı su sayesinde doğrudan limana inşa edilen anıtsal çeşme, Ege ve Akdeniz'in sıcak sularına uzun süreli seferlere çıkan Osmanlı kalyonlarının tatlı su ihtiyaçlarını karşıladığı en önemli ve en güvenilir duraklardan biri haline gelmiştir. Büyük donanma gemileri, açık denizlerin tehlikeli sularına yelken açmadan önce son bakımlarını ve hazırlıklarını burada yapar, su ve hayati erzak temin ederek uzun yolculuklarına başlarlardı. Ayrıca kalenin hemen çevresinde bulunan ve günümüze kadar orijinal dokusunu büyük ölçüde koruyarak ulaşmayı başaran tarihi Osmanlı mezarlığı, alanın kültürel ve manevi dokusunu zenginleştiren bir diğer çok önemli unsurdur. Üzerlerindeki zarif taş işlemeler, başlıklar ve Osmanlıca yazılmış tarihi kitabelerle dikkat çeken bu mezar taşları, dönemin sosyal yapısı, defin gelenekleri ve bölgede yaşamış olan rütbeli komutanlar, leventler ve yerel yöneticiler hakkında bizlere sessiz ama son derece derin bilgiler sunar. Coğrafi olarak Asya kıtasının en batı ucu olan Baba Burnu'nda yer alması da kaleye apayrı bir simgesel ve coğrafi değer katar.

Babakale Kalesi'ni ziyaret etmeyi planlayan tarih ve doğa tutkunu gezginler için ulaşım, kendi başına oldukça keyifli ve görsel bir şölen sunan bir Ege yolculuğu anlamına gelmektedir. Çanakkale'nin turistik Ayvacık ilçesine yaklaşık 35 kilometre uzaklıkta bulunan bu tarihi kaleye, özel aracınızla nefes kesen manzaralara sahip Assos sahil yolunu veya tarihi Gülpınar üzerinden geçen zeytin ağaçlarıyla süslü köy yollarını takip ederek rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Yolculuğunuz boyunca gümüş renkli zeytin ağaçları, ufukta uzanan masmavi koylar ve tipik Ege mimarisine sahip şirin köyler size yol arkadaşlığı edecektir. Kale, ziyaretçiler için genellikle haftanın her günü, sabahın erken saatlerinden akşamın ilerleyen gün batımı saatlerine kadar ziyarete açıktır. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na veya yerel idareye bağlı olan bu tarz yapılarda çoğu zaman giriş için herhangi bir ücret talep edilmemekte veya sadece alanın temizlik ve bakımına katkı sağlamak amacıyla çok sembolik bir ücret alınabilmektedir (Yine de seyahate çıkmadan önce güncel durumu teyit etmekte fayda vardır). Özellikle yaz aylarında Ege güneşi altında sıcaklığın yüksek olması nedeniyle, ziyaretinizi sabahın serin erken saatlerine veya güneşin etkisini yitirmeye başladığı ikindi vaktine planlamanız, hem sıcaktan korunmanızı sağlayacak hem de altın saatlerde muazzam fotoğraf kareleri yakalamanıza olanak tanıyacaktır. Kale içi avlusu ve çevresi yürüme yolları bakımından genel olarak rahat olsa da, tarihi surlara çıkarken, burçlardan manzarayı izlerken veya engebeli kısımlarda dolaşırken dikkatli olunması ve zeminde kaymayan, rahat yürüyüş ayakkabıları tercih edilmesi tavsiye edilir.
Babakale Kalesi'ni ziyaret ettiğinizde gezinizi sadece bu yapıyla sınırlı tutmayıp, Assos bölgesinin sunduğu diğer eşsiz tarihi ve doğal güzellikleri de mutlaka gezi rotanıza eklemelisiniz. Kaleye oldukça yakın bir konumda bulunan Gülpınar köyündeki Apollon Smintheus Tapınağı, Helenistik dönemin en önemli kehanet merkezlerinden biri olarak antik çağın mistik havasını solumanızı, farelerin tanrısı olarak bilinen Apollon'un efsanelerini öğrenmenizi sağlar. Tarihi M.Ö. 6. yüzyıla kadar dayanan Assos Antik Kenti ve tepedeki görkemli Athena Tapınağı ise şüphesiz bölgenin taç incisidir; buradan sarp kayalıkların üzerinden Edremit Körfezi'ne ve Midilli Adası'na bakmak hayatınız boyunca unutamayacağınız bir deneyimdir. Ayrıca tarihi keşiflerin ardından denize girmek ve yorgunluk atmak isterseniz, Akliman Koyu, Sivrice, Sokakağzı plajları ve Kadırga Koyu berrak suları, taşlık ve kumlu plajları, sakin yapılarıyla mükemmel birer dinlenme alternatifidir. Tarihi Rum taş evleriyle ünlü olan, zeytinyağı kokulu Adatepe ve Yeşilyurt köyleri de biraz daha iç kesimlerde, mitolojik Kazdağları'nın eteklerinde sizi bekleyen, bol oksijenli ve huzur dolu duraklardır.
Babakale Kalesi, Çanakkale ilinin Ayvacık ilçesine bağlı olan, tarihi ve turistik Babakale köyünde yer almaktadır. Coğrafi olarak Asya kıtasının ve Türkiye'nin en batı ucu kabul edilen Baba Burnu'nda konumlanmıştır. Meşhur Assos (Behramkale) bölgesine ise ortalama 35 kilometre mesafede bulunur.
Bu tarihi kale, 1723 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nun Lale Devri padişahı Sultan III. Ahmed'in emriyle yaptırılmıştır. Temel amacı bölgedeki köyleri ve ticari gemileri Hristiyan korsanların bitmek bilmeyen saldırılarından korumak ve Osmanlı donanmasına güvenli bir sığınak sağlamaktır. Aynı zamanda Osmanlı'nın inşa ettiği son kale olma özelliğine sahiptir.
Dünya coğrafi koordinatları itibarıyla Babakale (Baba Burnu), devasa Asya kıtasının anakara üzerindeki en batı noktası olarak tescillenmiş ve kabul edilmiştir. Bu özel coğrafi konumu nedeniyle burayı ziyaret eden yerli ve yabancı turistlere anı olarak isme özel bir sertifika verilmektedir.
Babakale Kalesi'ne giriş genellikle ücretsizdir veya köy muhtarlığı tarafından alanın temizlik ve bakım giderlerine katkı sağlamak amacıyla oldukça cüzi, sembolik bir ücret talep edilebilmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Müzekart uygulaması bu tarz yerel yönetimde olan yapılarda genellikle geçerli veya gerekli değildir.
Babakale özellikle zengin deniz ürünleri ve dillere destan kalamarı ile meşhurdur. Limanda yer alan şirin restoranlarda günlük taze balık ve Ege mezeleri yiyebilirsiniz. Hediyelik eşya olarak ise bölgenin en önemli geleneksel el sanatı olan, tamamen el yapımı boynuz saplı Babakale bıçakları ve yöresel zeytinyağları oldukça popülerdir.
Asya kıtasının denize kavuştuğu o büyülü ve uç noktada, rüzgarın taşıdığı eski korsan hikayeleri ve heybetli Osmanlı kalyonlarının anılarıyla baş başa kalabileceğiniz Babakale Kalesi, Çanakkale gezinizin kesinlikle en özel ve unutulmaz duraklarından biri olmaya adaydır. Hem yüzyıllara meydan okuyan tarihi dokusu hem de nefes kesen, uçsuz bucaksız Ege manzarasıyla ruhunuzu dinlendirecek bu eşsiz mirası Assos rotanıza mutlaka dahil edin. Bölgedeki diğer harika rotaları detaylı bir şekilde planlamak ve daha fazla bilgi edinmek için Ayvacık Gezilecek Yerler sayfasını inceleyebilir, seyahat deneyimlerinizi zenginleştirecek püf noktaları için Çanakkale Blog yazılarımıza göz atabilir veya bölgenin resmi kaynakları için Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nü ziyaret edebilirsiniz. İyi yolculuklar!