Yükleniyor...
Kaz Dağları'nın Çanakkale eteğinde onlarca taş köy var; çoğu boşalmış, birkaçı ayakta kalmış. Yeşilyurt bunların içinde farklı bir yol izledi: 1993'te köyün ilk taş evi olan Çetmihan butik otele dönüştürüldü ve o tarihten sonra köy, terk edilmek yerine yavaş yavaş konaklamaya açıldı. Bugün Ayvacık'a bağlı bu 700 yıllık yerleşim, Arnavut kaldırımı sokakları restore edilmiş taş konaklarla dolu, hafta sonu İstanbul ve İzmir plakalarının tırmandığı bir dağ köyü. Aşağıda köyün nereye oturduğunu, nasıl çıkılacağını, taş ev pansiyonculuğunun ne anlama geldiğini ve çevredeki yürüyüş rotalarını somut olarak anlatıyorum.
Yeşilyurt, Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı. Coğrafi olarak Kaz Dağları'nın (antik adıyla İda Dağı) güney-batı yamaçlarında, Edremit Körfezi'ne bakan bir tepede kurulu. Denize kuş uçuşu yaklaşık 3 kilometre, ama köy sahilde değil; yamaçta olduğu için hem çam ve zeytin ormanının serinliğini hem de aşağıda parlayan körfez manzarasını aynı anda alıyor. Bu ikili konum köyün bütün karakterini belirliyor: sahil sıcağından birkaç derece serin, ama denize de araçla on beş dakika.
Yamaç boyunca badem ağaçları, kekik ve adaçayı gibi kokulu otlar yayılır. Köyün havasının astım ve kalp rahatsızlığı olanlara iyi geldiği yönündeki yerel inanış da buradan gelir; kesin bir tıbbi iddiadan çok, temiz ve reçineli dağ havasının bilinen etkisidir. Yaz aylarında bile akşamüstü rüzgârı serindir, yanınıza ince bir hırka almak mantıklıdır.
Yeşilyurt'un eski adı Büyük Çetmi'dir. Yaklaşık 700 yıl önce Oğuzların Çetmi boyu tarafından kurulmuş; köyün adı da bu boydan gelir. Sonraki yüzyıllarda Rum ve Türk nüfus uzun süre bir arada yaşamış, taş işçiliği ve sokak dokusu bu ortak geçmişin izlerini taşır. 1924 mübadelesinden sonra demografi değişse de köyün fiziksel dokusu büyük ölçüde korunmuştur.
Somut olarak gördükleriniz şunlar: yontma taştan iki katlı evler, aralarından geçen dar Arnavut kaldırımı sokaklar, geniş bir köy meydanı, tarihi cami ve mezarlıktaki yüzyıllık serviler. Evlerin çoğu terk edilip yıkılmak yerine restore edildiği için köy bir açık hava mimari örneği gibi gezilebiliyor. Meydanda ayrıca Köyden Kente Teknoloji Müzesi var; eski radyolar, daktilolar ve gündelik aletlerle kırsaldan kente geçişi anlatan küçük ama ilginç bir butik müze.
Yeşilyurt'u komşu köylerden ayıran şey konaklama modeli. Burada büyük zincir otel yok; olan her şey restore edilmiş taş evlerin butik otele ve pansiyona dönüştürülmesiyle ortaya çıktı. 1993'te Çetmihan'la başlayan bu akım köyü bir kaçış noktasına çevirdi. Bugün Manici Kasrı, Karye Müze Otel, Casa Mila, Atlıhan ve Öngen Country gibi çok sayıda taş konak konuk ağırlıyor.
Bu modelin pratik sonucu şu: köyün ortası kafeler, kitap kafe ve küçük dükkânlarla dolu, ama karakteri korunmuş. Konaklarda kalmak, tarihi bir taş evin içinde uyumak demek; oda sayıları az olduğu için hafta sonları ve resmi tatillerde önceden rezervasyon şart. Sabah kahvaltısı bu köyde ayrı bir mesele: bölgenin zeytinyağı, testi peyniri, ev reçelleri, Kaz Dağları otları ve kapariyle kurulan serpme köy sofrası konaklamanın en çok konuşulan tarafı.
Sofrada zeytinyağı başroldedir; bölge zeytinciliğiyle bilinir ve köyün çevresi zeytinliktir. Kahvaltıda yöresel otlar ve zeytinyağlı mezeler, öğle-akşam ise ot kavurmaları ve mevsim sebzeleri öne çıkar. Köy pazarından veya dükkânlardan alınabilecek somut ürünler: testi peyniri, kapari, çam balı, zeytin ezmesi ve doğal sabun. Hediyelik olarak taşınması kolay olanı zeytinyağı ve baldır.
Köyün kendisi zaten yürüyerek gezilir; asıl mesele çevreye açılmak. Yeşilyurt, Kaz Dağları doğa turizminin merkezinde olduğu için çevresi rota doludur:
En pratik yol Küçükkuyu üzerinden. İzmir–Çanakkale karayolunda Küçükkuyu'ya geldikten sonra Yeşilyurt tabelasını takip edip yamaca tırmanıyorsunuz; köy Küçükkuyu'ya yaklaşık 5 kilometre mesafede, son bölüm dönemeçli ama asfalt. Ayvacık ilçe merkezine ise yaklaşık 22 km.
Özel araç en rahatı; yamaç yolu ve az sayıdaki otopark nedeniyle hafta sonu erken çıkmak iyi olur. Toplu taşımayla gelenler için Küçükkuyu bir aktarma noktasıdır; ilçe içi minibüs bağlantıları için Küçükkuyu minibüs bilgilerine göz atın. Küçükkuyu'dan köye çıkışta taksi veya konakların transfer hizmeti de kullanılır.
En verimli iki dönem ilkbahar (nisan–haziran) ve sonbahar (eylül–ekim). İlkbaharda badem ve meyve ağaçları çiçekte, otlar taze; sonbahar ise zeytin hasadı ve serin yürüyüş havasıyla köyün en karakteristik zamanı. Yaz ortası da gidilir ama sahil kalabalığı yamaca da yansır ve konaklar dolar. Kış aylarında köy sakinleşir; sisli ve serin bir dağ köyü arayan, kalabalıktan uzak durmak isteyenler için kışın da kendine has bir çekiciliği vardır.
Köyün eski adı Büyük Çetmi'dir. Yaklaşık 700 yıl önce Oğuzların Çetmi boyu tarafından kurulmuş, adını da bu boydan almıştır. Sonraki yüzyıllarda Rum ve Türk nüfusun bir arada yaşadığı çok kültürlü bir yerleşim olmuştur.
Köy, Küçükkuyu'ya yaklaşık 5 kilometre mesafededir. En pratik ulaşım İzmir–Çanakkale karayolunda Küçükkuyu'ya gelip yamaca doğru tırmanmakla sağlanır; Ayvacık ilçe merkezine ise yaklaşık 22 kilometredir.
Köyde büyük zincir otel yoktur; konaklama restore edilmiş taş evlerin butik otele ve pansiyona dönüştürülmesiyle sağlanır. İlk butik otel 1993'te açılan Çetmihan'dır. Oda sayıları az olduğu için hafta sonu ve tatillerde önceden rezervasyon yapmak gerekir.
Köye yakın Mıhlı Çayı ve şelalesi, Küçükkuyu'ya 4 km mesafedeki Zeus Altarı ve yaklaşık 8 km uzaklıktaki Adatepe taş köyü aynı gün içinde rahatça birleştirilebilir. Kaz Dağları yürüyüş ve kamp rotaları da köye çok yakındır.
En verimli dönemler ilkbahar (nisan–haziran) ve sonbahar (eylül–ekim). İlkbaharda ağaçlar çiçekte ve otlar taze, sonbahar ise zeytin hasadı ve serin yürüyüş havasıyla köyün en karakteristik zamanıdır. Yaz gidilebilir ama kalabalık ve dolu konaklara hazırlıklı olun.



