Yükleniyor...
Ege’nin serin ve iyot kokulu rüzgarlarının, Kaz Dağları’nın (İda Dağı) efsanevi mitolojik öyküleriyle birbirine karıştığı, zeytin ağaçlarının gölgesinde zamanın adeta yavaşladığı bir coğrafyaya, Assos’a hoş geldiniz. Büyük şehirlerin gürültüsünden, bitmek bilmeyen koşturmacasından ve beton yığınlarından uzaklaşıp, doğanın ve tarihin kucağına kendinizi bırakmak istediğinizde rotanızı çevireceğiniz ilk yerlerden biri şüphesiz Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı bu eşsiz diyardır. Assos, sadece bir tatil beldesi değil, aynı zamanda milattan önceki asırlara uzanan derin bir felsefi geçmişin, Aristoteles’in adımlarını taşıyan antik yolların ve sarp volkanik kayalar üzerine inşa edilmiş köklü bir medeniyetin günümüzdeki büyüleyici yansımasıdır. Buraya adım attığınız ilk andan itibaren, havaya karışan yoğun kekik ve çam kokuları size yol boyunca eşlik eder. Daracık, arnavut kaldırımlı taş sokaklarda yürürken, geçmişin fısıltılarını duyabilir, asırlık zeytin ağaçlarının sessiz bilgeliğine tanık olabilirsiniz. Gözlerinizi ufka diktiğinizde, Ege'nin o eşsiz lacivert sularının ardında Midilli Adası’nın tüm ihtişamıyla uzandığını görecek, manzaranın nefes kesici güzelliği karşısında adeta büyüleneceksiniz. Assos ve çevresi, salt bir antik kent gezisi sunmakla kalmaz; aynı zamanda Behramkale’nin otantik ve sıcak köy dokusunu, Kadırga Koyu’nun buz gibi ama bir o kadar da davetkar sularını ve biraz daha batıya doğru ilerlediğinizde Anadolu’nun en uç noktası olan Babakale’nin hırçın ama bir o kadar da romantik gün batımlarını sizlere armağan eder. Her bir köşesi ayrı bir hikaye anlatan, her bir taşı geçmişin izlerini gururla taşıyan bu bölge, ruhunuzu dinlendirmek, bedeninizi yenilemek ve zihninizi berraklaştırmak için aradığınız o kusursuz sığınaktır. İster tarihin derinliklerinde kaybolmak isteyen meraklı bir gezgin, ister denizin ve güneşin tadını çıkarmak isteyen huzur arayan bir tatilci olun; Assos rotası, beklentilerinizin çok ötesinde, her anı dolu dolu geçecek unutulmaz bir macera vaat ediyor. Hazırsanız, bu büyüleyici coğrafyayı karış karış keşfetmeye başlayalım.
Assos Antik Kenti'nin tarihi, milattan önce 7. yüzyıla, Midilli adasından (Lesbos) gelen göçmenlerin buraya yerleşmesine kadar uzanır. Deniz seviyesinden yaklaşık 236 metre yükseklikte, sönmüş bir volkanik tepenin üzerine kurulan bu ihtişamlı şehir, antik çağın en önemli yerleşim merkezlerinden biri olmuştur. Kente adım attığınızda sizi ilk olarak görkemli surlar ve bu surların ardında yatan binlerce yıllık bir medeniyetin izleri karşılar. Zirveye ulaştığınızda ise Assos'un en ikonik yapısı olan Athena Tapınağı tüm asaletiyle karşınıza çıkar. Milattan önce 530 yıllarında inşa edilen tapınak, Anadolu'da Dor düzeninde yapılmış tek tapınak olma özelliğini taşır. Sütunların arasından Ege Denizi'ne ve Midilli'ye doğru baktığınızda, antik çağ insanlarının neden burayı kutsal bir alan olarak seçtiğini çok daha iyi anlarsınız. Tarih boyunca birçok filozofa ev sahipliği yapmış olan Assos, özellikle ünlü düşünür Aristoteles'in burada üç yıl boyunca yaşamış ve bir felsefe okulu kurmuş olmasıyla da felsefe tarihinde çok özel bir yere sahiptir. Tepeden aşağıya doğru kıvrılan yolları takip ettiğinizde ise antik tiyatro, agora, gymnasium ve nekropol (mezarlık) alanları dikkatinizi çekecektir. Özellikle denize karşı inşa edilmiş olan antik tiyatro, akustiği ve muazzam manzarasıyla ziyaretçilerini antik çağın sanat dolu günlerine geri götürür.
Assos Antik Kenti'nin hemen eteklerinde, antik kentin kalıntılarıyla iç içe geçmiş olan Behramkale Köyü, bölgenin sivil mimari açısından en güzel örneklerini sunar. Sit alanı ilan edildiği için yeni yapılaşmaya tamamen kapalı olan köy, tarihi dokusunu günümüze kadar kusursuz bir şekilde korumayı başarmıştır. Yüzlerce yıllık andezit taşından yapılmış evler, sardunyalarla süslenmiş pencereler ve daracık arnavut kaldırımlı sokaklar, fotoğraf tutkunları için eşsiz kareler sunar. Köyün sokaklarında dolaşırken, kapı önlerinde kendi ürettikleri kekik, adaçayı, zeytinyağı, el işi danteller ve tarhanaları satan güler yüzlü yerel halkla sohbet edebilir, organik ve doğal ürünler satın alabilirsiniz. Köyün en yüksek noktalarından birinde yer alan ve 14. yüzyılda Osmanlı padişahı I. Murad (Hüdavendigar) tarafından yaptırılan Hüdavendigar Camii ise, minaresiz tek kubbeli yapısı ve antik dönem devşirme taşlarının kullanıldığı eşsiz mimarisiyle mutlaka görülmesi gereken tarihi bir yapıdır. Osmanlı mimarisi ile antik çağ kalıntılarının bu denli uyum içinde harmanlandığı Behramkale, ziyaretçilerine adeta bir zaman yolculuğu yaşatır.
Behramkale'den aşağıya, denize doğru dik ve virajlı bir yoldan indiğinizde sizi Assos Antik Limanı karşılar. Yüzyıllar boyunca palamut (meşe palamudu) ticareti için kullanılan ve bu palamutların depolandığı devasa taş binalar, günümüzde aslına sadık kalınarak restore edilmiş butik otellere ve şık balık restoranlarına dönüştürülmüştür. Limanın o nostaljik havası içinde, denizin hemen kenarında dalga sesleri eşliğinde kahvenizi yudumlamak tarifsiz bir keyiftir. Limanın denizi oldukça temiz ancak bir o kadar da serindir. Eğer daha geniş kumsallar ve plajlar arıyorsanız, rotanızı hemen güneydeki Kadırga Koyu'na çevirmelisiniz. Osmanlı döneminde donanma kadırgalarının sığındığı bir liman olması nedeniyle bu ismi alan koy, geniş ve uzun plajı, zeytin ağaçlarının denize kadar uzandığı doğası ve mavi bayraklı tertemiz deniziyle bölgenin en popüler yüzme alanıdır.
Assos gezinizi taçlandıracak en özel rotalardan biri, hiç şüphesiz Anadolu'nun ve Asya kıtasının en batı noktası olan Babakale'dir. Assos'tan yaklaşık 45 kilometrelik, muhteşem deniz manzaraları ve zeytinlikler arasından süzülen virajlı bir yolculukla ulaşacağınız bu şirin balıkçı köyü, zamanın durduğu yerlerden biridir. Köyün en önemli simgesi, 18. yüzyılda Osmanlı Padişahı III. Ahmed döneminde, bölgeyi korsan saldırılarından korumak amacıyla Kaptan-ı Derya Kaymak Mustafa Paşa tarafından inşa ettirilen Babakale Kalesi'dir. Denize hakim sarp bir kayalık üzerine kurulan kale, heybetli surları ve tarihi dokusuyla ziyaretçilerini selamlar. Kalenin burçlarına çıktığınızda, Ege Denizi'nin uçsuz bucaksız maviliği ayaklarınızın altına serilir. Ülkemizde güneşin sulara gömüldüğü en son nokta olan Babakale'de gün batımını izlemek, kelimenin tam anlamıyla büyüleyici bir deneyimdir. Ayrıca köy, yüzyıllardır babadan oğula geçen bir zanaat olan el yapımı Babakale bıçaklarıyla da meşhurdur. Köyün dar sokaklarında dolaşırken bu ustaların atölyelerine uğrayabilir, hem bu tarihi zanaatın inceliklerini öğrenebilir hem de sevdiklerinize harika birer hatıra olarak bu bıçaklardan satın alabilirsiniz. Akşam saatlerinde ise limandaki küçük ve samimi restoranlarda, o gün denizden çıkmış taptaze deniz ürünlerini uygun fiyatlara tadabilirsiniz.
Bölgedeki tarih ve kültür yolculuğunuz, Babakale'ye giden yol üzerinde yer alan Gülpınar köyündeki Apollon Smintheion Kutsal Alanı ile devam etmelidir. Antik çağda Troas bölgesinin en önemli kült merkezlerinden biri olan bu alan, farelerin tanrısı olarak da bilinen Smintheus (Apollon) adına inşa edilmiştir. İlyada Destanı'nda da sıkça adı geçen bu tapınağın en dikkat çekici özelliği, sütun kaidelerinde Truva Savaşı'nı ve İlyada destanını anlatan kabartmaların (rölyeflerin) yer almasıdır. Helenistik dönemin mimari zarafetini yansıtan bu tapınak ve etrafındaki açık hava müzesi, hem mitoloji meraklıları hem de tarih tutkunları için eşsiz bir keşif noktasıdır. Gülpınar'ın sakin atmosferinde bu tarihi kalıntıları gezdikten sonra, yolunuza devam ederek Kestanbolu Kaplıcaları veya Alexandria Troas antik kentini de rotanıza ekleyebilirsiniz.
Assos ve çevresi, Kuzey Ege mutfağının en seçkin, en taze ve en doğal lezzetlerini sunan bir gastronomi cennetidir. Yörenin zengin florası ve asırlık zeytin ağaçları, bu mutfağın temel taşlarını oluşturur. Sabah kahvaltılarında masanızı süsleyen, Kaz Dağları'nın eteklerinde beslenen hayvanların sütünden yapılan meşhur Ezine peyniri, ev yapımı reçeller, taş kırma yeşil zeytinler ve elbette o eşsiz sızma zeytinyağı güne harika bir başlangıç yapmanızı sağlar. Öğle ve akşam yemeklerinde ise zeytinyağlı Ege otları başroldedir. Deniz börülcesi, radika, turp otu, hardal otu ve şevketi bostan gibi taptaze otlarla hazırlanan mezeler, sofraların vazgeçilmezidir. Özellikle kabak çiçeği dolması, yörede mutlaka tatmanız gereken hafif ve leziz bir seçenektir. Deniz ürünleri konusunda ise Assos Antik Liman ve Babakale eşsiz fırsatlar sunar. Kalamar ızgara, ahtapot salatası, tereyağlı karides ve mevsimine göre çipura, levrek, sargoz veya barbun gibi balıklar, denizin hemen kıyısında iyot kokusu eşliğinde yendiğinde hafızalara kazınan bir şölene dönüşür.
Assos, Çanakkale ilinin Ayvacık ilçesine bağlıdır. İstanbul'dan özel araçla yola çıkacaklar için Osmangazi Köprüsü veya 1915 Çanakkale Köprüsü üzerinden ulaşım oldukça konforlu hale gelmiştir. İstanbul'dan yaklaşık 4-5 saatlik bir sürüşle Assos'a varabilirsiniz. Otobüs yolculuğunu tercih edenler ise önce Çanakkale merkez veya Ayvacık otogarına ulaşıp, oradan düzenli kalkan minibüslerle Behramkale'ye (Assos) geçiş yapabilirler.
Bölgenin tarihi dokusunu sindirmek, antik kenti gezmek, Kadırga veya çevredeki koylarda denize girmek ve Babakale, Apollon Smintheion gibi çevre rotaları keşfetmek için en az 3 günlük (uzun bir hafta sonu) bir plan yapmanız idealdir. Ancak daha sakin, dinlendirici ve sindirerek bir tatil istiyorsanız bu süreyi 5 güne kadar uzatabilirsiniz.
Kuzey Ege denizi genel yapısı itibarıyla yaz ortasında bile serinletici bir soğukluğa sahiptir. Denizin en girilebilir ve keyifli olduğu dönemler genellikle Temmuz ve Ağustos aylarıdır. Ancak kalabalıktan kaçmak ve daha sakin bir deniz tatili yapmak isterseniz, Eylül ayının ilk haftaları suyun görece ısındığı ve havanın bunaltmadığı harika bir alternatiftir.
Assos (Behramkale) ile Babakale arası yaklaşık 45 kilometredir ve özel araçla ortalama 45 dakika ile 1 saat arası sürer. Yol, kıyı şeridini takip eden, yer yer daralan ve virajlı bir yapıya sahiptir ancak sunduğu zeytinlikler ve Ege Denizi manzarası sayesinde son derece keyifli ve görsel bir şölen niteliğindedir. Acele etmeden, manzaranın tadını çıkararak gitmeniz tavsiye edilir.
Assos ve çevresi, her bütçeye ve zevke uygun geniş konaklama alternatifleri sunar. Tarihi bir atmosfer arayanlar Behramkale köyü içindeki taş evlerden dönüştürülmüş butik otelleri veya Antik Liman'daki restore edilmiş palamut depolarını tercih edebilirler. Deniz tatili ve çocuklu aileler için Kadırga Koyu'ndaki geniş oteller ve tatil köyleri idealdir. Ayrıca doğayla iç içe olmayı sevenler için bölgede çok sayıda donanımlı kamp ve glamping alanı da mevcuttur.
Assos, antik kalıntıları, taş evleri, masmavi koyları, zeytin ağaçları ve Asya'nın en batı ucuna uzanan gizemli coğrafyasıyla, ziyaretçilerine sıradan bir tatilden çok daha fazlasını, adeta bir ruhsal arınma seyahati sunar. Tarihin ve doğanın bu eşsiz uyumunu kendi gözlerinizle görmek, Aristoteles'in yürüdüğü yollarda adımlamak ve Babakale'de güneşi denize uğurlamak için planlarınızı şimdiden yapmaya başlayın. Bölge hakkında daha fazla ilham almak ve rotanızı zenginleştirmek için Çanakkale gezi rehberi sayfamıza göz atabilir, çevredeki diğer köyleri ve gizli kalmış güzellikleri detaylıca incelemek için Ayvacık rehberi sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca, güncel seyahat ipuçları ve yeni rotalar için blog sayfamız her zaman elinizin altındadır. Çanakkale'nin geniş çaplı kültürel mirası ve resmi turizm bilgileri için Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Türkiye'nin zengin kültür envanterini keşfetmek adına T.C. Kültür Portalı kaynaklarından da güvenle faydalanabilirsiniz. İyi yolculuklar!